Sevgiler Saygılar

Bildiğiniz gibi elinden geldiğince amatör olarak tiyatro ile uğraşıp bir yandan da okulunu okumaya devam eden günümüz Türkiyesi mağduru aç kalmamak için uğraşan 21 yaşında bir genç kızım. Uluslararası İlişkiler okuyorum. Okulumdan ve öğretmenlerimden çok memnunum. Bu sene yönetmen yardımcılığını üstlendiğim Çukurova Üniversitesi Drama Topluluğu tahmin edeceğiniz üzere hayli vaktimi alıyor. Lakin öğretmenlerimin her zaman desteğini aldım bu konuda. Hazırlıktan 1.sınıfa geçtiğim sene ilk dersimizde bölüm başkanımız Profesör Doktor Harun Arıkan dersimize girmişti. Bizimle konuşmak, 4 sene sürecek diplomat adayı olma maceramızda bize yol gösterecek tavsiyeler vermek istemişti. O konuşma aklımdan hiç çıkmaz. Bize monoton öğrenciler değil de sanatla ilimle uğraşan bireyler olmamız gerektiğini söylemişti. Hayatı ne kadar tırmalarsak o kadar tutunabileceğimizi nasihat ederek;  bölümden birinci olarak mezun olsak dahi hayatı tanımayan, sanattan anlamayan, dünya hakkında fikri olmayan bireyler olarak yetişirsek yetkin birer birey olamayacağımızı eklemişti. Bu konuşma benim yoluma hala ışık tutar. Bu yüzden iki senedir ara verdiğim tiyatroya o sene döndüm. Derslerimi asla boşlamadan 1.sınıfı hatırı sayılır bir ortalama ile bitirerek drama topluluğunun seçmelerini kazanmış ve başarı ile sahnedeki vazifemi yerine getirmiştim. Bu sene topluluktaki ikinci senem. Aynı zamanda bölümde de ikinci senem. 
Üniversiteye hazırlandığım sene konservatuvar sınavlarına girmeyi çok istemiş fakat cesaret edememiştim. Öyle hayattan falan korktuğum için değil. Sınavları kazanamazsam diye endişeye kapılıp girmemiştim. Bu benim içimdeki tiyatro hevesini öldürebilirdi.  Ne yazık ki yukarıda ki tweette tabir edildiği kadar kolay değil o okulu kazanmak. Öncelikle üniversite sınavında belli bir başarı elde etmeniz gerekiyor. Çok şükür bu konuda hiç sıkıntım olmadı öğretmen anne babanın çocuğu olmanın hayat boyu meyvesini yedim. Üniversite sınavı da bunlardan biri idi. Lakin o başarı puanını elde etseniz bile "ooo hoş geldin biz de seni bekliyorduk" diye karşılamıyorlar o kapıdan hiç kimseyi. Halbuki ÖSYM puanı ile alan tüm bölümler ekstra bir yetenek sınavına tabiî tutmadan öğrenci alımı yapıyorlar.  Konservatuvar ve güzel sanatlar fakültesi hariç. Bu fakültelerde, girmek istediğin bölüm kapsamında hayli geniş bir yetenek sınavına tabiî tutuluyorsun ki bu sınavları da kazanmak her yiğidin harcı değil. 

“Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz. Hatta Cumhurbaşkanı olabilirsiniz, fakat sanatkar olamazsınız.” 
Mustada Kemal ATATÜRK 

İşte bu sebeplerle sınava girmekten vazgeçmiş ve diplomasi tarihine olan ilgimen dolayı uluslararası ilişkiler tercih etmiştim.
 İki sene boyunca hocalarımdan öğrendiğim yegane şey saygı. Geçen sene Prof. Dr. Harun Arıkan'ın derslerinde gündemi meşgul eden konuları tartışırdık. Fakat öyle mecliste yapılan gibi hara güre, gürültü patırtı ile değil. Hepimiz bir ülke objektifinden bakıp, diplomat adabı ile konuşma sıramızı bekleyerek sürdürürdük dersi. 
Demem o ki keşke Güzel Sanatlar Fakültesi  ve Konservatuvarda yapılan yetenek sınavları her bölüm için geçerli olsa. Hatta meclise de bir alım sınavı olsa da böyle saygısız söylemlerle sistemi bilmeden şahıslara yapılan eleştirilere maruz kalmasak. Misal yukarıdaki tweette bahsi geçen Barış Atay. Saygı değer kültür bakanımız üniversiteye giriş sınavında başarısız olan öğrencilerin konservatuvarları tercih ettiğine değinmiş. Ben de üşenmedim sizin için Barış Atay'ın konservatuvara giriş öyküsünü araştırdım. 
Bir zamanlar benim üniversitemde yani Çukurova Üniversitesi'nde Biyoloji Bölümü okuyan Barış Atay tıpkı benim şu an yaşadığım süreç gibi sonradan oyunculuğa cesaret etmiş. Yani üniversiteye giriş sınavını kazanmış pekala bir bölüme yerleşmiş sanılanın aksine. Daha da zor olan yetenek sınavını geçerek sonunda hakettiği oyunculuk mesleğine kovuşmuş. 

***

Ne demiş Mustafa Kemal herkes sanatçı olamaz. Eee olamamış da. Size hepimizin tanıdığı birinden örnek vermek istiyorum. Sanatçı olamayışının bedelini milyonlarca insanın ödediği bir adamdan; Adolf Hitler'den. 

1907 yılında başvurduğu Viyana Güzel Sanatlar Akademisi tarafından ressamlığa uygun olmadığı gerekçesi ve yeteneklerini mimarlık alanında geliştirmesi öğüdüyle reddedildi. Adolf, bu öğüdü yerine getirmeyi çok istemesine rağmen bunun için teknik alt yapısı ve lise diploması olması zorunluydu.
...
Annesinin ölümünden sonra, Hitler'in tek isteği Güzel Sanatlar Akademisi’ne girebilmekti.
...
1908’de bir kez daha başvurduğu akademinin, onu yeniden reddetmesinin ardından umutlarını da yitirmiş bir şekilde tamamen parasız kaldı.
...
Hitler, ressam olma konusunda inat ediyor, bir sanatçı olma hayallerinde kendisine çok güveniyordu. Sanatçılık onun için tam anlamıyla bir idealdi.
''Ne zaman bir tiyatro gösterisi, bir müzik abartılırsa Yahudi yapımı bir şey olduğunu görüyordum. Bunu abartanlar da Yahudilerdi. Birçok alanı ele geçirdikleri için tüm alanlarda birbirlerini kayırıyorlardı. Güzel bir Alman yapıtı 10 üzerinden 5 alamazken Yahudi yapıtları 10 alıyordu. Bu yüzden bir antisemitist olmaya karar verdim.''

Hitler belki ressam olabilseydi dünya tarihi bir büyük felaketi ucuz atlatmış olacaktı. Onun karmaşık bilinçaltını yalnızca bıraktığı tablolardan çözümlemeye çalışacaktık. Milyonlarca insanın katledildiği Nazi kamplarından değil. Lakin herkes sanatçı olamıyor ne yazık ki.

Ne acı ki kızgın değilim bu söylemlerle. Sayın kültür bakanımız bu söylemi bir konuşmasında geçirdi, bazı arkadaşlarımız da yazıya dökmüş olmalı. Durum her ne olursa olsun koca ülkenin kültür bakanının sanata ve aydın diye tabir edilen kesime bakış açısı içler acısı.

Bu sene Levent Üzümcü üniversitemizi ziyaret etti. Biz genç tiyatro severlere önce dünyayı tanıyın; siyasetin ne kadar küçük bir oyalama aracı olduğunu görün ve sanata bir kez daha sarılın diyerek hepimize Cosmos Belgeseli'ni izlememizi tavsiye etti. Ben de üzerime düşeni yaptım ve izledim. Evrenin sonsuzluğu karşısında kendimi daha da değersiz hissetim. Başım eğildi.
Bu yazıyı etliye sütlüye dokunmadan sadece yapılan bir saygısızlığı haddim olmayarak eleştirmek maksadı ile kaleme aldım. Sürç-i lisan ettiysek affola. Yalnız siz sevgili büyüklerimiz böyle beylik laflarla sanata karşı yanlış bir algı oluşturur iseniz ne yazık ki bu ülke asla o aydınlığa kavuşamaz. Sevgiler, saygılar.

Yorumlar

  1. Sıla kalemine sağlık noktasına kadar okudum.

    YanıtlaSil
  2. Acaba Nabi Avcı bunu okudu mu? Okuduktan sonra özetini çıkarsın bence :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kardo sen ilet de bir okuyuversin bence kJhxkskbzkK :D

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kim Bu Kerem Yahu?

Savaş Satış

Kerem Özdoğan Konulu Teşekkür